Astronomi Durakları

Beyaz keten pantolonunun üstünde, pastel renklere sahip gömleği vardı. Açık mavi renkte olan sırt çantası ve elinde taşıdığı valiziyle, oturmakta olan yaşlı karı kocanın yanında bir boşluk bırakarak karşıma oturdu. Saçlarını ensesinde toplamış olan kadın, boyası dökülmüş olan sarı renk saç teliyle beyaz saç telleri olan saçlara sahipti. Boynundan sarkıtmış olduğu yakın gözlüğü, boşlukta sallanan sarkaçlara benziyordu. Yaşı altmışın üzerinde olmasına rağmen bakımlıydı.

Hizasında oturan kendisinden daha yaşlı olan adam, Temmuz sıcağında güneşten çok etkilenmemek için takmış olduğu şapkasını çıkartmış, elleri arasında tutuyordu. Yanında oturan karısı ise biraz içmiş olduğu su şişesini elinde tutuyordu. Karı koca suskun halde duruyorlardı. Belki aldıkları kötü bir haber beklede yoktan yere yer altı trenine binmeden önce ettikleri tartışma sonrasını andıran üzgün yüz ifadeleriyle boşluğa bakar gibi yan yana oturuyorlardı.

Bir sonraki istasyonda, sırtında turuncu renk spor çanta ve elinde gene turuncu renk olan çantasıyla, saçlarının topuzunu arkasında ki boşluktan geçirmiş olan şapkalı kız, yaşlı karı kocanın yanına oturdu. Çokbilmiş birisi gibi dururken, çantasından çıkardığı daha çokbilmiş olan telefonunu eline aldı.

Temmuz sıcağında yer altında giden trende yolculuk etmek keyifliydi. Bilet turnikeleriyle vücut teması sağlanmasının ardından, aşağıya inen yürüyen merdivenlere varıldığında, serinliğin uzaktan yanaklara dokunan öpücüğünü hissetmeye başlarsınız. Ve daha da aşağıya indikçe o serinleten öpücük, sadece yanaklarınızla sınırlı kalmaz.

Yer altı treninin her hareketinde valizi hareket etmekte olan kadın, bir yandan valizine sarılırken, diğer yandan dalmış olan gözleriyle, yalnızlığına da sarılıyormuş gibi duruyordu. Her geçen durakta sanki tanıdık biri binecekmiş gibi, açılan kapıya bakıyordu. Bir ara gözleri kapanır gibi oldu. Fakat çok sürmedi ki gözleri yeniden kapanmasın diye çantasının içinden, küçük bir kitap çıkardı. Kitabın küçük olması şaşırtıcıydı. Taşınması adına kolay bir seçenek olarak görünüyordu. Kitabın kapağında yazılanı okudum. Astronomi yazıyordu. Kadın daha önce okuduğu yeri unutmasın diye koyduğu ayracı eline aldı. Ve kitabını kaldığı yerden okumaya başladı. Yer altını treni birkaç istasyonu geride bıraktıkça kadında geride kaç tane Gezegen bırakıyormuş gibi bulunduğu ortamdan uzaklaşmış gibiydi.

Fakat durduğu istasyondan yer altı trenine binen kirli sakallı, otuzlu yaşlarda kot pantolonunun üstüne göğsü açık halde bırakan gömleğini giymiş olan genç adam, kadınla yaşlı karı koca arasına yörüngeden sapmış uydu gibi oturdu. Yaşlı karı kocadan kadından bir ses geldi. Astronomi kitabı okuyan kadınsa, “Hastroloji” dermiş gibi yanına oturan gence, uzaylıya bakar gibi baktı.

Temmuz ayının yirmi beşi günlerden Salı.

Saat beşe yaklaşıyor. Sene iki bin yirmi üç.

Sıcak mı? Bayağı sıcak.

Oğuz Tepe


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir